Benim olsa olsa, bahçesinde ebruli hanımeli açan bir düşüm olabilir. İnsanlar ne güzel panjurun rengini bile imgeliyor! Benim hayalde mutfakta kahve pişiyor. Burnuma kokusu geliyor. Benim düşlerimde eylem var. Oysa düşün değil mi, bahçede hangi çiçekler, ağaçlar olacak? Sallanan sandalyeden oluşan hayalimi, pembe panjurun yanına koyduğumda, hayal kırıklığından öteye gitmiyor. Oğlak burcu kadınıyım ben! Hayalimin içine bile mantık koyuyorum. Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var! Hangi süslü yaşam alanında olursan ol, içinde huzur yoksa, orası cehennemden beterdir. Ve öğrendim ki; hayatta kendinden, sevdiklerinden ve sevme yeteneğinden daha değerli ve paha biçilemez bir servet yok! O yüzden umurumda değildir kıyafetin markası, buzdolabının fiyatı, koltuğun kumaşı. İçinde sevdiğin olmadıktan sonra. Diyelim ki, pembe panjurlu bir evim oldu. O panjurun takılı olduğu camın kenarında oturup, sabaha kadar yalnız başıma kahve içeceksem, neyleyim panjuru da, evi de, bahçeyi de? Tahmin ediyorum ki, anormallik yine bende! İnsanların yat hayali var, villa hayali var. Benim bu tarz hayallerim eksik! Yat olmasın demiyorum, olsun ama ben içinde ne yapıyorum onun derdindeyim. Hepimizin istekleri, mutlu olduğu şeyler farklı. En iyisi ben yine kendi hayalime döneyim. Bahçesinde hangi çiçeğin açacağına doğa karar versin. Ben eniştenize kahve pişirip, sabahlara kadar sohbet etme düşünde takılı kalayım. Benim de yatım, katım, o kahve fincanı işte!